TAKINTI NEDİR ?

14 Ağustos 2013

Takıntının diğer bir adı obsesyondur ve takıntı tıp dilinde obsesif- kompülsif bozukluk olarak geçer. Takıntılar, kişileri rahatsız eden, tekrarlayan ve zorlayan düşünceler ve duygulardır. Her insanın irili ufaklı takıntıları vardır. İnsanların çoğu bu takıntılarının mantıksız ve gereksiz olduğunu düşünür ancak bunu beyne kabullendiremezler, o düşünceye takıntılı olmanın önüne geçemezler, zihinden atamazlar. Takıntılara zorlantıların eşlik ettiği de olur ve bu takıntının davranışa dönüşmesidir.

Takıntılar, insanın zihninde ısrarla tekrar eden düşüncelerdir. Kişi bu düşüncelerden arınmakta güçlük çeker. Sürekli aynı şeyi düşünür durur. Bazen düşüncelerini yerine getirmeye de başlar. Eğer bu takıntılar artarsa ve kişinin hayatını olumsuz yönde etkilemeye başlarsa, o zaman bu takıntı hali hastalığa dönüşür ve kişinin tedavi edilmesi gerekir.

Takıntılar vesvese ve batıl inançlardan farklıdır. Çok çeşit takıntılar vardır. Ve takıntılar hemen herkeste mevcuttur. Dağınıklık takıntısı, düzen takıntısı, temizlik takıntısı, kontrol takıntısı gibi örnekler sıralayabiliriz. Kimi insanlar günde defalarca ellerini yıkarlar. Ve her defasında acaba temizlendi mi? Diye düşünürler. Gidip tekrar el yıkarlar. Kimi insanlarda düzen takıntısı vardır. Bulundukları ortam dağınıksa o ortamda duramazlar. Sürekli etraflarını düzenlerler, toplarlar. Kimi insanlarda simetri takıntısı vardır. Yamuk veya eğri duran şeyleri düzeltmeden rahat edemezler. Kimilerinin kontrol takıntısı vardır. Sürekli, acaba ocağı kapattım mı? Musluğu kapattım mı?  Camı pencereyi kapattım mı? Kapıyı kilitledim mi? Diye düşünür durur. Düşünmekle de kalmaz döner kontrol eder tekrar bakar. İşte bu ve benzeri daha bir çok takıntı birer obsesif – kompülsif bozukluktur. Bu tür insanlar hem kendilerine hem de çevresindekilere eziyet ederler. Hem kendilerini hem de çevresindekileri zor durumda bırakırlar. Bu şekildeki bir yaşam gerçekten zordur. Takıntının ilerlemesiyle kişilerde sosyal ve iş hayatında uzaklaşmalar da görülür. Takıntının tedavisinde en büyük yardımcı etken psikoterapi ve ilacın birlikte kullanılmasıdır. Tek başına ilaç tedavisi belli bir aşamaya kadar başarı sağlasa da kişiyi tamamen iyileştirmez. Sadece ilaçla tedavi görenlerde yapılan araştırmada, ilacın kesilmesi sonrasında takıntıların tekrarladığı görülmüştür. Bu nedenle de ilaç ile birlikte kişilerin psikoterapi alması da önemlidir.

– ALINTIDIR –

Takıntılar Mutluluğun Düşmanıdır

Varlıklı olduğu her halinden belli olan bir adam, Galata Köprüsü’nden yürüyerek geçiyormuş. Bir taraftan sağına soluna bakınırken, bir taraftan da elindeki altınla oynuyormuş.

Fakat ne olmuşsa olmuş, altın elinden kayıvermiş ve yuvarlanıp denize düşmüş. Hikâye de bu ya;  o zaman deniz çok temizmiş ve altın, suyun dibinde pırıl pırıl parlıyormuş. Adamcağız çaresizlik içinde öylece bakıyormuş. Teker kırılınca yol gösteren çok olur derler. Her kafadan bir ses çıkıyor, türlü çeşitli çözümler öneriliyormuş. Tam o esnada kendine en uygun öneriyi fark etmiş.

“Bunu ancak Dalgıç Ali çıkarır. Onu çağıralım!”

Birisi gidip bulmuş, getirmiş, ama Dalgıç Ali gerçekten nazlanıyormuş. Kısa bir pazarlık sonunda taraflar herkesin şaşkın bakışları arasında, iki altına anlaşmışlar. Dalgıç Ali hemen işe başlamış ve epey uğraştıktan sonra altını denizden çıkarmayı başarmış. Altının sahibi bir eliyle emaneti alırken öbür eliyle, daha önceden hazırladığı iki altını dalgıca vermiş ve kimseye fırsat bırakmadan konuşmaya başlamış.

Biliyorum hepiniz merak içindesiniz. Sizlere göre bu yaptığım pek de akıl karı değil. Ama şunu bilmiyorsunuz, ben bu köprüden günde en az iki defa geçiyorum. Her geçişimde benim burada bir altınım kalmıştı diye kafama takamam. Bir yerine iki altın verdim, ama aklımı kurtardım.

Yorum Yaz