EŞ SEÇİMİNDE YAPILAN YANLIŞLIKLAR

1 Haziran 2012

Evleneceğimiz kişinin kim olduğuna karar vermek demek bundan sonraki uzun  yaşam yolculuğunu kiminle yapmak istediğine karar vermek demektir. Bu nedenle eş  seçimi kişinin hayatta vereceği en önemli kararlardan biridir. Eş seçiminde  yanlış kararlar almak kişiyi mutsuz bir hayat yaşamakla yüz yüze getirebilir.

Eş Seçiminde Yapılan  Yanlışlıklar Evleneceğimiz kişinin kim olduğuna karar vermek demek bundan sonraki  uzun yaşam  yolculuğunu kiminle yapmak istediğine karar vermek demektir. Bu nedenle eş  seçimi kişinin hayatta vereceği  en önemli kararlardan biridir. Eş seçiminde  yanlış kararlar almak kişiyi mutsuz bir hayat yaşamakla yüz yüze  getirebilir.        Doğrusu aşık olduğumuz bir insanla evlenmek güzel bir  şeydir. Ancak bu iyi bir evlilik ilişkisine sahip olacağımızı garantilemez. Eş  seçiminde sevgi son derece önemli  ve  gerekli olmakla birlikte yeterli  değildir. Bu nedenle eş seçimine karar verirken kişi hem kendini hem eş adayını  iyice tanımaya çalışmalı ve değerlendirmelidir. Konu hem duygusal açıdan hem  mantıksal açıdan enine boyuna iyice tartıp biçilmelidir.       Evlilik  terapisi  seanslarında eşler daima ötekinin değişmesini talep ederler. Çünkü her  şey ona göre eşinin başının altından çıkıyordur. Tabi öteki de berikinin  düşündüğü gibi düşünüyor. Oysa kişinin iyi bir evlilik ilişkisine sahip  olabilmesi için önce kendini iyi tanıması sonra da eş adayını tanıma safhasına  geçmesi gerekir.Peki eş seçimine karar vermeden önce kişi neler  yapmalı:        Öncelikle evliliğe karar vermeden önce kişi kendini  iyice  tanımalıdır. Çünkü ben kiminle evleniyorum onunla anlaşabilecek miyim?  şeklindeki sorulara vereceği cevaplar kişinin kendini tanımasına bağlıdır.  Genelde kişinin evleneceği kişi üzerinde durması eş seçiminde yapılan hatalardan  biridir. Kişi kendini  tanıyıp tahlil etmediği için evleneceği  eş adayı ile  anlaşıp anlaşamayacağının   cevabını sağlıklı bir şekilde veremez. Dolayısı ile  kişi önce kendini tanımakla işe başlamalı gerçekten kendini  tanımalıdır.        Gelgelelim işin en can alıcı noktası da burasıdır. Can  alıcıdır çünkü kişinin kendini tanıması karşısındaki eş adayını tanımaktan çok  daha zordur. En genel anlamı ile kişinin kendini tanıması farkındalıktır. Aile  ortamında, iş yaşamında, ikili ilişkilerde kendimle olan ilişkilerimde nasıl  biriyim sorusuna cevap bulunmasıdır.        Bu soruya cevap bulunması  kesinlikle kişinin kendi içinde zaman zaman yüreğinin burkulacağı, zaman zaman  sevinç ve coşku duyacağı uzun ve yorucu bir iç yolculuğa çıkması demektir. Bu  yolculukta kişinin anne karnından başlayarak çocukluk döneminde şekillenen kendi  duygusal kalıplarını farketmesi, hissetmesi ve ayırt etmesi gerekir. Bu  kalıplara örnek olarak korku, nefret, öfke, sevinç, coşku vb. duyguları  verebiliriz. Kişi ancak bu şekilde zayıf ve güçlü yönlerini  görebilir.        Kişinin kendini tanıma yolculuğunda şu iki yanlışı yapma  potansiyeli daima vardır. Kendi benliğini olduğu gibi göremeyip şişirme. Bu  durumda kişi en iyi evliliği en iyi kariyeri ister. Bununda hayal kırıklığı ile  sonuçlanma olasılığı oldukça yüksektir. Diğer taraftan kendini olduğundan  değersiz görebilir ki bu da kendine güvenmemesine ikili ilişkilerde olumsuz   yaşantısal deneyimlere zemin hazırlar.        Kısacası kişi önce kendini   tanımalı ve benim  önceliklerim neler diyebilmeli ve önceliklerini   belirlemelidir. Bu konularda farkındalık geliştirmelidir.        Kişi  kendini tanıma sürecini tamamladıktan sonra ikinci olarak eş adayını tanıma  sürecine girmelidir. Eş adayını tanımanın:        Birininci yolu: Onun  geçmiş yaşantısına bakmak, geçmiş yaşantısını tanımak ve öğrenmektir.         İkinci Yolu: Eş adayının arkasında neler bıraktığına bakmaktır. Çevresinde nasıl  bir izlenim bıraktı. Şimdiye kadar neler ortaya koymuş, onun alışkanlıkları  nelerdir? Alışkanlık deyip geçmeyin alışkanlıklar hayatımızdır.         Üçüncü yolu: Etkileşim halinde kişi hakkında izlenimler edinilmelidir. Kişi ben  bu kişiyi seviyorum deyip  ilk iki nedeni atlar ve etkileşim sırasındaki  izlenimlerini baz alarak karar verirse yanılma payı hatırı sayılır derecede  artar. Çünkü genellikle evlenecek kişiler olaya duygusal yaklaştıkları için  birbirlerinin sadece olumlu taraflarını görürler. Olumsuz taraflarını ise  evlendikten sonra bir arada yaşamaya başlayınca görürler. Bu da evlilikte  yaşanan hayal kırıklıklarının en önemli nedenlerinden biridir. Aynı şekilde  evlilikte yaşanan hayal kırıklıkları da evlilik sorunlarının en önemli  nedenlerinden biridir.        Evlilikte aşk ve sevgi önemlidir. Ancak aşk ve  sevginin iyi bir ilişkinin meyveleri olarak ortaya çıktığının altı iyice  çizilmelidir.        Bu nedenle evlenecek kişinin olumlu ve olumsuz  tarafları iyice tanınıp kişinin kendi öncelikleri ile kıyaslanmalıdır. Aksi  takdirde kaçınılmaz hayat dalgaları evlilik gemisine çarpmaya başladığında eşler  arasındaki anlaşmazlıklar evlilik ilişkisinin gündemine oturur.          Evleneceğimiz kişiyi tanımaya çalışırken kendimize,Evleneceğimiz kişi neyi  seviyor?Nelerden hoşlanıyor?Nelerden nefret ediyor?         Fikirlerinde, hayat felsefesinde ve kişiliğinde benimki ile örtüşen taraflar var  mı? gibi sorularla yaklaşarak farklılıklar ve benzerlikler  tahlil  edilmelidir.        Ayrıca sevgide test edilmelidir. Seven kişi fedakarlık  eder. Birbirini sevmek ve tanımak yeterli değildir. Kişilerin iyi bir evlilik  ilişkisine sahip olmaları için karşılıklı çaba sarfetmeleri gerekir. Doğrusu  evliliğin kader çizgisini çeken şeyde eşlerin karşılıklı çaba  göstermeleridir.        Evlilik öncesinde çoğu kişi duygularının güdümünde  hareket eder. Açıkcası  burada bir  sevgi ve duydu köprüsünün olması çok  istendik bir durumdur. Ancak kişilerin aşık olma döneminde duyguları ile hareket  ederken karşıdaki kişiyi yanlış değerlendirme olasılığı çok  yüksektir.        Toplumda eş adaylarının flört etmeleri gerekir gibi genel  bir kabul olsada flört döneminde bazı eş adayları bazı yönlerini  gizleyebiliyorlar. Bu dönemde eş adayları duydusal nedenlerle birbirlerine  objektif bakamazlar. Dolayısı ile flört dönemi gerçek manada adayların birbirini  tanımasını garantilemez. Evlilik terapilerinde  tarafların birbirlerini bağımsız  ve tarafsız gözleyemediği ya da bazı şeyleri birbirinden gizleyebildiklerini,  birbirlerine nesnel yaklaşmadıklarını gözlemlemekteyiz.        Eş seçiminde  önemli yanlışlıklardan biri de karar verirken sevginin birinci plana  alınmasıdır. Oysa evlilik kararı verirken birinci plana alınması gereken şey  evlenecek kişilerin ortak yönlerinin, değerlerinin olup olmadığıdır. Hayat  felsefesinin azami noktalarda uyuşup uyuşmadığıdır. Kişi benim gerçek  önceliklerim neler diyebilmeli  ve eş adayının gerçek öncelikleri ile  karşılaştırarak bu gibi konularda farkındalık geliştirmelidir.         Evlilik öncesi dönemde kişiler baştan aşkı yakalamış olabilirler. Ancak bu aşkın  iyi bir ilişki ile korunup kollanmaması durumunda kısa zamanda yok olacağını  kafalarının arka planında tutmalıdırlar. Çünkü iyi bir evlilik ilişkisi ancak  emekle gün be gün ve saat be saat inşa edilebilen bir şeydir.        Evlilik  döneminde nişalılık sürecine dikkat edilmelidir. Bu dönem evlilik ilişkisi için  olumlu veya olumsuz sınyellerin verildiği dönemdir.        Evlilik öncesi  dönemde nişanlılık süreci en çekici en hoş dönemlerden biridir.  Çünkü insanın  kendisini düşünen birisinin olması çok hoş bir duygudur. Diğer taraftan evlilik  hazırlıklarının oluşturduğu stres ve birbirlerini daha iyi tanımaya başlamaları   ile aynı zamanda bazı problemlerinde yaşandığı bir dönemdir.         Evlilikte ortaya çıkma ihtimali olan olası problemlerden bazıları ama asla hepsi  değil bu dönemde baş gösterebilir. Ve bu aslında çiftin problemleri birlikte  aşıp aşamayacakları konusunda veri veren yaşantısal bir deneyimdir. Çift  nişanlılık döneminde yoğun problemler yaşaması ve bunların aralarında  halledilememesi durumund bu problemlerin evliliğe taşınarak evlilik ilişkisini  zehirleme olasılığı her zaman vardır. Ama en çokta  çiftlerden biri için  problematik bir durum diğeri için değilse ve kişi tek başına bunu içinde  yaşıyorsa.        İkili aşk ilişkilerinin tölerans aşamasında kişilerin en  çok yaptıkları yanlışlardan biri partnerinin  hoşuna gitmeyen taraflarını  görmezden gelip evlenince değişir ya da ben onu değiştiririm şimdi karşı  çıkarsam ilişkimi kaybederim düşüncesidir. Diğer taraftan da çiftler ilişkinin  kuruluşu, nişanlılık aşamasında birbirlerini tanırken ortaya çıkacak  farklılıkları büyütme eğilimine de kapılabilirller.  partnerlerin yüzde yüz  uyumlu olmasını beklemek iki insan arasındaki ilişki gerçekliğine uymaz.  Taraflar arasında bazı konularda farklı hatta zıt görüşlerin olması kaçınılmaz  ve doğaldır. Hatta bir zenginliktir. Her iki partner   farklı bireyler olarak  birbirlerinin farklı iç dünyalarının olduğunu kabullenmeli  ve birbirlerinin iç  dünyalarına kabul ve saygı ile yaklaşmalıdır.         Aynı şeyleri yapmaktan  hoşlanma, olaylar karşısında benzer tepkiler gösterme eğilimi sıklıkla beklenir  ve istenir. Ancak bu partnerin özel dünyasını  yok saymaya farklılıkları  görmezden gelmeye neden olursa farklılıklar ortak noktalar için feda edilir.  Bu  da beraberinde aşırı kontrolü, en kötüsü de kişinin bireyselliğinin  sönümlenmesine ve ilişkide içtenliğin ölmesine neden olur. Çünkü kişiyi var eden  şey kendine has iç özellikleridir. Yani evleneceğim kişinin her şeyi benim gibi  olmalı yanılgısına düşülmemelidir.        Evlilik öncesi her ilişki bir  tarafıyla bütün dış etkilere açık, kendi içinde zayıf bir dönemi yaşar. Henüz  kök salmadığı için iklim şartlarının her türlü zararlı etkisine  açıktır.        Diğer taraftan evlenecek kişiler olmaz, vaz geçerim,  boşanırım düşüncesi ile yola çıkmamalıdır. Evlilik yetişkin yaşamına bir  yolculuktur. Tereddütlü yolculuğa çıkılmaması tercih ve tavsiye  edilir.

Yorum Yaz