Biz Olmayı Bilmiyorlar | Balıkesir Ekspres

18 Nisan 2012

Balıkesir’deki tek Aile Danışmanı olan Zekiye Başoğlu, başarısız evliliklerin temelinde eşler arasındaki ego savaşının yattığını belirtirken “ Eşler ‘biz’ bilmiyor, ‘ben’ olarak hayatlarını sürdürüyorlar. Bu da boşanma vakalarını ortaya çıkarıyor” dedi. Aile Danışmanlığı kurumunun Türkiye’de yeni bir uygulama olduğunu ve başarısız giden evlilikleri rayına oturtmak için önemli görevler üstlendiğini kaydeden Psikolog ve Aile Danışmanı Zekiye Başoğlu, “ Aile Danışmanlığı uygulamaları Türkiye’de çok yeni bir faaliyet. Aile ve Sosyal Politikalar Bakanlığı’na bağlı olarak 24-04-2011’de yönetmelikle kuruldu. Şu anda Türkiye’de çok az bu işi yapan var. Ben Türkiye’de bu sertifikayı alan 29. kişiyim ve Balıkesir’de tekim. Aile danışmanlığı ayrı bir alan ve kapsamı da çok geniş. Aile danışmanlığı denilince akla ilk etapta bir aile oluşana kadar hazırlık döneminde ortaya çıkan süreçlere yardım etmekten, aile kurulduktan sonra ailenin sağlıklı işleyişine yardımcı olmak geliyor. Aileyi koruyucu hizmetlerin yanı sıra önleyici ve iyileştirici hizmetlerde veriyoruz. Aile her şeyden önce olumlu ya da olumsuz yaşadığı şeylerden sonra yeniden yapılması gerekir. Doğru yapılanmadığında hızlı bir şekilde çöküp dağılabiliyor. Günümüzde boşanmalar artış gösteriyor. Bu toplumu tehdit eden bir durum” dedi.

KADINLAR: EŞİM BENİ ANLAMIYOR ERKEKLER: İLETİŞİM KURAMIYORUM

Balıkesir’de 32 yıldır psikolog olarak çalıştığını, çocuk, ergen psikolojisinden sonra Aile Danışmanlığı konusunda kendisini geliştirdiğini belirten Zekiye Başoğlu, Aile Danışma Merkezi’nin Aile ve Sosyal Politikalar İl Müdürlüğü denetiminde faaliyet gösterdiğini kaydetti. Aile kurumunu yıpratan konuların başında eşlerin birbirlerini anlayamamalarının yattığını dile getiren Psikolog ve Aile Danışmanı Zekiye Başoğlu, “ Benim bu zamana kadar çalıştığım vakalarda kadınlar genelde ‘kocam beni anlamıyor’ diye buraya geliyor. İkinci şikayet konusu da aldatma ve sonrasında kadının yaşadığı depresyon vakaları yaşanıyor. Erkek cephesinde ise kadınlarla kurdukları iletişimlerde sorun yaşıyor. Erkekler yüksek başarılı kadınlarla iletişim kurduklarında sınırlarını ayarlamakta sorun yaşıyorlar. Emirler, sınırlandırmalar, yasaklarla kadınlara baskı gösteriyorlar. Sonra erkekler bundan pişmanlık yaşıyorlar. Çalıştığım erkek grubu en çok pişmanlık duyduğu konuların başında sokakta bağırma, tokat atma, el kaldırma, küfür tarzı hareketler geliyor ve sonra pişmanlık duyuyorlar. Öfke kontrolü için buraya geliyorlar. Erkekler çaresizlik içinde geldiği burada yeni rollerini öğreniyor. Ailelerin buraya gelme sebepleri arasında cinsellikte olabiliyor. Çiftler arasında cinsel çekim kaybolabiliyor. Bundan dolayı da tatminsizlikler ortaya çıkıyor. Bu da boşanma sebepleri arasında yer alıyor. Cinselliğin yanı sıra çiftler sorunlarını çocukları üzerinden çözmeye çalışıyor. Bu de hem çocuğun psikolojisini bozabiliyor hem de problemlerin büyümesine neden oluyor. Bunun yanı sıra yeni evlilerin hayatlarına müdahale eden akrabalarda problem yaratıyor. Yeni evli çift benden bize geçerken bir türlü biz olabiliyor. Hep senin ailen benim ailem oluyor. Boşanma süreçlerine hızlı bir geçiş olabiliyor. Başvuru yapanların içerisinde çok ciddi problemleri olan gerçekten ayrılmaktan başka çözümü olmayanlar çok az geliyor. Yüzde 10’luk kesim böyle. Yüzde 90 ise problemlerin nasıl çözeceklerini bilmediklerinden iletişim kurmadıklarından, ortak çözüm üretemedikleri için küsmek, susmak, öfke göstermek, senin yüzünden diyerek boşanmaya gidebiliyorlar. Gelen vakaların içinde çok ciddi vakalar yüzde 10’u geçmiyor. Buraya boşanmak için gelip problemlerini çözerek gidenler olabiliyor.” dedi.

DUYGUSAL KOPUŞLAR ALDATMAYI GETİRİYOR

Başarısızlık evliliklerde görülen en sık görülen vakalardan aldatma konusuna da değinen Psikolog ve Aile Danışmanı Zekiye Başoğlu, İlk önce evliler arasında beklentiler oluyor. Benim kocam böyle olur, benim eşim böyle olur derken evliliğin cici dönemi bitip kişiler birbirlerini tanımaya başladığında bu beklentileri alamadıklarında hayal kırıklığı ortaya çıkıyor sonra istemeler ortaya çıkıyor. Ben senden bunu istiyorum, şu böyle olsun, ben bu olmazsa mutlu olmuyorum der. Bu beklentileri ve istekleri ifade ederken benim dediğim olsun diye ısrar eder. Benim ihtiyaçların senin ihtiyaçlarından daha önemlidir, ben seninle bu ihtiyaçlarımın karşılanması için evlendim, senin değişmen gerekir, ben iyiyim sen kötüsün, ben tamamım sen eksiksin gibi ego savaşları başladığında ilk çatlak orada çıkıyor. Sonra uzaklaşma yaşanıyor. Sonra çiftlerin ortak alanları yok, duygusal olarak birbirlerinden uzaklar. Yakınlık olarak da birbirlerinden uzak duyuyorlar. Bu paralel kopuşlar daha uzun sürerse, duygusal kopuşlar psikolojik kopuşlar ortaya çıkıyor. Sen artık benim için bir şey anlam ifade etmiyorsun, sen benim için değersizin denildiğinde kadın ya da erkek kendisini değerli hissedecek birini aramaya başlıyor. Yönelimler başlıyor. O yönelikler içerisinde tesadüfü oluşumlar ve ihtiyaçlar denk geldiğinde niyeti aldatmak olmasa bile ailede sorun çözme kabiliyeti olmadığından çözülecek sorunu tam tersine bir davranışa geçiyor.

BİZİM ÖZGÜRLÜĞÜMÜZ
ORTAYA ÇIKIYOR

Çiftlerin birbirini iyi tanısalar bile aile olma beceresini gösterememesi durumunda da ciddi sıkıntılar yaşayabileceğini kaydeden Sosyolog ve Aile Danışmanı Zekiye Başoğlu, “Bir insanı ne kadar tanırsak tanıyalım tam anlamıyla tanıyamayız. Kendimizi bile ömür boyu tam tanıyamıyoruz. Bu süreçte gelişiyoruz, farklılaşıyoruz, köreliyoruz ya da duraklıyoruz. Karı- kocanın gelişimi de aynı olmayabiliyor. Biri gelişirken, diğeri aynı seviyede kalabiliyor. Ve bundan hiç rahatsızlık duymuyor. Tanımak bir evliliği kurtarmıyor. Kişi doğru tanıdığını düşündüğünde bile hayal kırıklığı ortaya çıkabiliyor. Doğru kişiyi seçmiştir, birbirlerini tamamlayan kişiliklerdir ama evlilik kurumunu yaptıklarında aile algıları oluşmamıştır. Aile olma becerileri yoktur. Aile olma bilinci nasıl olunur. Aile olunduğunda benden bize geçilmeli. Evlendikten sonra hala ben diyorsa, arkadaşlarımla dışarı çıkmalıyım, ben maç tutkunuyum, ben şuyum, ben bunu yapmam şeklinde dayatmalar ‘bize’geçişi engelliyor. Bize geçişi engellendiğinde aile bireyi oluşmuyor. Aile kurumu oluşmadığından sevgi ihtiyacı, güven ihtiyacı, saygı ihtiyacı, şefkat ihtiyacı seks ihtiyacı karşılanmamaya başlanıyor. Tanımak çok önemli ama sonra beklentiler ortaya çıkıyor. Eğer bir insanın evlilikten beklentileri ütopik ise mesela erkek için dışarıdaki hayatı aynı şekilde sürecekse bu ‘biz’ olmayı engeller. Evlilikte özgürlük gitmiyor aslında. Benim özgürlüğüm, senin özgürlüğün bitiyor bizim özgürlüğümüz ortaya çıkıyor. Yeni bir yapılanma gerektiriyor. Evliliği dizilerden romanlardan ve filmlerden gerçekçi boyutlarından ayırt ederek öyle zannedenler bir şok yaşıyor. Bu yüzden genç evlilikler çabuk bitiyor. Genç nesil maalesef biz olmayı bilmiyor.

Yorum Yaz