Bağırmak Çocukların Kişiliğini Bozar | Balıkesir Ekspres

12 Ağustos 2012

BAĞIRMAK ÇOCUKLARIN KİŞİLİĞİNİ BOZAR!

Dikkat eksikliği ve hiperaktivitenin beynin fonksiyonlarıyla ilgili bir bozukluk olduğunu ifade eden Zekiye Başoğlu, aile içindeki eğitimin, bozukluğu artırabileceğini ya da bastırabileceğini kaydetti. Başoğlu sözlerini şöyle sürdürdü: “Bağırmak, kızmak dövmek çocukların kişiliğini bozar. Umutlarını yok ederler. Meslek sahiplerini olmalarını engellerler” dedi.

Aile Danışmanı Zekiye Başoğlu, çağımızda ailelerin en büyük sorunlarından biri haline gelen çocuklarda hiperaktivite ve dikkat sorunuyla ilgili açıklamalar yaptı. Dikkat eksikliği ve hiperaktivitenin beynin fonksiyonlarıyla ilgili bir bozukluk olduğunu ifade eden Zekiye Başoğlu, aile içindeki eğitimin, bozukluğu artırabileceğini ya da bastırabileceğini kaydetti. Hiperaktivitenin hareket bozukluğu anlamına geldiğini dile getiren Zekiye Başoğlu, “ Hareket bozukluğu ya hareketin fazla olması ya da çok yavaş ve olmamasıdır. Dikkat bozukluğu denildiğinde de çocukların her şeyi tamken görsel ve işitsel alanda farkındalıkları yoktur. Gözünün önündekini bakar, görmez. İşittiğini, duymaz. Duyduğunun yarısını alır yarısında kopar. Bu dikkat bozuklukları ciddi bir sorundur. Bu çocuklar dikkatini toplayıp kendi başlarına ders çalışmaya başlayamazlar. Zihinlerinde bir planlama ve sıraya koyma sıkıntısı vardır. Zihinsel faaliyetler bu çocukların beyinlerini çok yorar. Hatta bu çocukların büyük bölümü, başının ağrıdığından şikâyet eder. Unutkandırlar. O kadar tuhaf bir sorunları vardır ki, insanlar onların yalan söylediğini sanırlar. Aileler bile kasıtlı olduğunu düşünür. Unutkanlık o kadar olur ki, ışığı söndürmeyi, sifonu çekmeyi unutur. Sürekli bir şeyleri unutur ve kaybeder. Zaman problemleri vardır. Geçen zamanı anlayamazlar. Üçüncü bozuklukta dürtü bozukluğudur. Bu içten gelen item, baskı ‘yap’ uyaranına biz doğru yer ve zaman diye süzgeçten geçiririz. Dikkat eksikliği olmayan kişiler bunları yapmayarak cevap verir. Bu çocuklar içerisinde yap dürtüsünü hissederse, zamanı mı, yerini mi diye hiç kritiğe etmeden aklına geleni yapan çocuklardır. O yüzden bunlara patavatsız, dangalak, kendini bilmez, ukala gibi terimlerle hitap ediyorlar. Dürtüsellik, canı ne istiyorsa onu yapmasıdır. Sabırsızdır. Sosyal kurallara da uymazlar. Uzun konuşmalarda sıkılırlar. Cümlenin orta yerine dalarlar. Okulda uyum problemleri vardır. Bu üç sorunlar biri de olabilir, hepsi de olabilir” dedi.

HİPERAKTİF ÇOCUKLARINI ÖVMEYİ İHMAL ETMEYİN

Hiperaktivite ve dikkat bozukluğunun teşhisi ve tedavisinde ailelere büyük rol düştüğünü ifade eden Aile Danışmanı ve Psikolog Zekiye Başoğlu, “ Bu bozuklukların yüzde 50’si ilaçlarla geri kalan yüzde 50’si eğitim ve rehabilitasyonla tedavi edilebilir. Bağırmak, kızmak dövmek çocukların kişiliğini bozar. Umutlarını yok ederler. Meslek sahiplerini olmalarını engellerler. Hiperaktif bir çocuğu büyütmek, beş normal çocuğu büyütmekle eşdeğerdir. Zordur ama sonucu güzeldir. Ailelerin sabırlı olması gerekir. Artık klasik anne- baba tavırlarını bir araya bırakarak pedagog, psikolog gibi dikkat eksikliğine odaklanmalı. Ailelere hep dediğim, bu çocuklar yaptıklarından dolayı çok eleştirilir ve övgüye ihtiyaçları vardır. Bu çocukları övmeyi de ihmal etmeyin derim. Anne- baba tavırları çok önemlidir. Çocukların özel eğitimde alması gerekir. Anne- babaların tutumları için eğitimler vardır. Bu eğitimleri almalıdır. Çocuklarda zorlukların neler olduğunu nasıl zorladığını onlarla nasıl baş edeceği konusunda farkındalık eğitimi verilir. Öğretmenlerinde mükemmeliyetçi tavırlarından vazgeçmeli. Öğretmenler bu çocuklara eşitlikçi değil adil davranmalı” dedi.

Yorum Yaz